21:14 - Nasırla Mücadelede Bitkisel Tedavi Yöntemleri
21:12 - Mısır Unu İle Güzellik Maskesi
21:11 - Kuru Üzüm Cilt Maskesi Nasıl Yapılır?
21:10 - Kronik Stres Bozukluğu ve Tedavisi
21:08 - Kredi notu sistem tarafından ne zaman güncellenir?
19:19 - Kış Makyajı Bakın Nasıl Yapılır Sizler İçin Öneriler
19:17 - İyi Güzel Bir Ruj İçin Ne Yapılmalı?
19:16 - HMF nedir? Bakın Neden önemlidir?
19:15 - Güne Erken Başlamak
19:13 - Göz Kapaklarının Şişmesinin Nedeni Rahatsızlığı Nedir?
Üçüncü gün… Yine sabah ezanıyla birlikte…
Tak tak tak! Tak tak tak!
Damat artık sinir küpü. Yorganı üstünden atmış, saçlar dağınık, kapıyı bir hışımla açmış:
— “Anne! Yeter artık! Her sabah her sabah! Biz yeni evliyiz ya! İnsan biraz utanır!”
Kaynana elinde oklava, başında yazma, hiç bozulmadan damada bakmış:
— “Utanırım elbet… Ama açken insanın aklına utanmak gelmiyor evladım.”
Damat söylenmiş:
— “E anne madem acıkıyorsun, kendi kahvaltını kendin yap!”
Kaynana kaşını kaldırmış:
— “Olmaz.”
— “Niye?” demiş damat.
Kaynana gülümsemiş:
— “Kızımı evlendirdim ya… Artık ben misafirim.”
Damat iyice şaşırmış:
— “İyi de anne, misafir her sabah kapı mı çalar?”
Kaynana oklavayı kapıya dayamış:
— “Evladım, misafir günde bir gelir…
Ben ev sahibiyim, karnım acıkınca gelirim.”
O sırada gelin uykulu uykulu seslenmiş:
— “Anne bari saati biraz geç alsak…”
Kaynana dönmüş:
— *“Kızım, ben dul kadınım…
Saatim yok, midem var!” ????
Damat içeri dönmüş, masaya oturmuş:
— “Tamam anne… Ama yarın sen kapıyı çalma.”
Kaynana sevinmiş:
— “Oh iyi.”
— “Niye?”
— *“Çünkü ben artık kapıyı çalmayacağım… anahtarla gireceğim.” ????