21:14 - Nasırla Mücadelede Bitkisel Tedavi Yöntemleri
21:12 - Mısır Unu İle Güzellik Maskesi
21:11 - Kuru Üzüm Cilt Maskesi Nasıl Yapılır?
21:10 - Kronik Stres Bozukluğu ve Tedavisi
21:08 - Kredi notu sistem tarafından ne zaman güncellenir?
19:19 - Kış Makyajı Bakın Nasıl Yapılır Sizler İçin Öneriler
19:17 - İyi Güzel Bir Ruj İçin Ne Yapılmalı?
19:16 - HMF nedir? Bakın Neden önemlidir?
19:15 - Güne Erken Başlamak
19:13 - Göz Kapaklarının Şişmesinin Nedeni Rahatsızlığı Nedir?
Belki sadece teşekkür eden kısa bir mektuptu.
Zarfı açtım.
İçinden katlanmış iki sayfa, eski bir fotoğraf ve üzerinde bir avukatlık bürosunun adı bulunan resmi bir belge çıktı.
İlk satırı okuduğum anda elim titremeye başladı. “Zarfı açtım. İçinden katlanmış iki sayfa, eski bir fotoğraf ve üzerinde bir avukatlık bürosunun adı bulunan resmi bir belge çıktı. İlk satırı okuduğum anda elim titremeye başladı.”
Mektubun başında şunlar yazıyordu:
“Sevgili Baran, bu satırları okuyorsan artık sana yüz yüze anlatmaya cesaret edemediğim gerçeği öğrenme zamanı gelmiş demektir. Öncelikle senden özür dilemeliyim. Sana aylarca ödeme yapmadım. Bunun nedeni parasız olmam değildi.”
O cümleyi üç kez okudum.
Kaşlarımı çatarak etrafıma baktım. Sanki Süheyla Hanım birazdan mutfaktan çıkıp bunun kötü bir şaka olduğunu söyleyecekmiş gibi hissettim.
Mektubu okumaya devam ettim.
“Beni ilk gördüğünde yoksul ve kimsesiz bir kadın olduğumu düşündüğünü biliyorum. Sana özellikle böyle görünmek istedim. Çünkü hayatım boyunca paranın insanların gerçek yüzünü nasıl değiştirdiğini gördüm.”
Elimdeki resmi belgeyi masaya bıraktım.
Kalbim giderek daha hızlı atıyordu.
Mektupta Süheyla Hanım, yıllar önce eşiyle birlikte küçük bir tekstil atölyesi kurduklarını yazıyordu. Atölye zamanla büyümüş, daha sonra sattıkları arsa ve dükkânlarla hiç beklemediğim kadar büyük bir birikime sahip olmuşlardı.
Ama çocukları büyüdükçe evdeki huzur bozulmuştu.
Babaları öldükten sonra iki büyük çocuğu, Süheyla Hanım’ın mal varlığıyla ilgilenmeye başlamıştı. Onu görmek için gelmek yerine hangi evin kime kalacağını konuşuyor, telefonda sürekli vekâlet vermesini istiyorlardı.
En küçük oğlu Yalın ise diğerlerinden farklıymış.
Annesinin parasına hiç dokunmamış.
Hatta kardeşleriyle tartıştığı için aileden uzaklaşmış.
Tam o sırada fotoğrafı tekrar elime aldım.
Genç bir adam, Süheyla Hanım’ın yanında durmuş gülümsüyordu.
Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.