SON DAKİKA

musterihizmetleritelefonu

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

24 Ocak 2026 - 13:41 'de eklendi ve kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Numarayı çevirip k’arısını aradım..

Numarayı çevirdiğimde kalbim sanki boğazıma tırmanmıştı. Telefon çalarken parmaklarım titriyordu. Bir kadının hayatına, bilerek ve isteyerek dokunmadan önce onun sesini duymam gerektiğine kendimi inandırmıştım. Bu bir cesaret miydi, yoksa korkunun başka bir kılığı mı, hâlâ bilmiyorum.
“Efendim?” dedi karşıdan gelen ses.
Sesi yumuşaktı. Tahmin ettiğim gibi öfkeli ya da yorgun değil… Aksine, sakin. Belki de bu sakinlik beni asıl yaralayan şey oldu.
Bir an sustum. Yutkundum. Kim olduğumu söylemedim. Zaten söyleyemezdim.
“Şey… Eşiniz evde mi?” dedim, sesimi mümkün olduğunca sıradanlaştırarak.
“Hayır,” dedi. “Bir arkadaşına gidecekti. Bir işi vardı.”
Bir işi vardı…
Demek bana geliyordu.
İçimde bir şey koptu o anda. Kadınların bazen hiçbir şey bilmeden ne kadar çok şey taşıdığını düşündüm. O, muhtemelen mutfağında yarım kalmış bir çayın başında, eşinin dönüş saatini bile düşünmeden gününü tamamlıyordu. Bense onun bilmediği bir eşikte duruyordum.
“Peki,” dedim, “rahatsız ettim, kusura bakmayın.”
“Kiminle görüşüyordum?” diye sordu nazikçe.
Bir an düşündüm. Yalan söylemek kolaydı ama ben kolay olanı seçmedim.
“Kimse,” dedim. “Sadece… sesinizi duymam gerekiyordu.”
Telefonun ucunda kısa bir sessizlik oldu. Sonra hattın kapandığını duydum.
O an anladım: Bazı kapılar sessizce kapanır ama yankısı uzun sürer.
Telefonu elimde tutarak odada bir süre öylece durdum. Aynaya baktım. Üzerimdeki elbise hâlâ çok güzeldi. Ama artık bana ait değil gibiydi. Sanki biraz önce giydiğim cesaret, omuzlarımdan kayıp yere düşmüştü.
Salondan ayak sesleri geldi. Kapı açılıyordu.
“Ben geldim,” dedi neşeyle.
Elinde çiçekler vardı. Yüzünde hazırlanmış bir adamın kendinden emin gülümsemesi… O gülümsemeyi daha önce de görmüştüm. Bazı erkekler, her şey yolundaymış gibi bakmayı iyi becerir.
“Biraz geciktim,” dedi. “Ama değecek.”
Gülümsedim. Ama içim gülmüyordu.
Çiçekleri vazoya koyarken, az önce konuştuğum kadını düşündüm. Onun bilmediği her şey, benim omuzlarıma yük olmuştu. O an anladım ki mesele onunla olmak değil… mesele, ben kim oluyordum?
Masaya oturduk. Konuştuk. Güldük. Ama kelimeler havada asılı kaldı. Çünkü ben artık başka bir şey dinliyordum: içimde yükselen sesi.
“İyi misin?” diye sordu bir ara.
“İyiyim,” dedim. “Sadece biraz düşündüm.”
Ne düşündüğümü bilmiyordu. Bilemezdi.
O gece, her şey planlandığı gibi ilerlemedi. Çünkü bazen bir telefon sesi, insanın hayatında koskoca bir yolu değiştirir. Bazen bir kadının bilmediği bir gerçek, başka bir kadının uykularını kaçırır.
Ve bazen, en büyük cesaret…
Bir adım atmamak olur.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA